Web Sitelerinde Sosyal Paylaşım Butonları: Beklenenin Altında Bir Etki
Web sitelerinde sıkça karşılaştığımız sosyal medya paylaşım butonları, içeriklerin daha geniş kitlelere ulaşması için tasarlanmış görünse de, kullanım oranları çoğu zaman beklentilerin altında kalıyor. Ankur Sethi’nin aktardığına göre, bu butonların etkinliği konusunda uzun süredir merak edilen soruların yanıtları, çeşitli kapsamlı araştırmalarla ortaya kondu.
Peki, Sayılar Ne Diyor? Şaşırtıcı Araştırma Bulguları
Derek Hanson, bu konudaki sayıları derinlemesine incelediğinde çarpıcı sonuçlarla karşılaşıyor. İşte öne çıkan bazı veriler:
- GOV.UK Çalışması: İngiltere hükümetinin GOV.UK platformunda gerçekleştirdiği 10 haftalık bir çalışma, 6.8 milyon sayfa görüntülemesinde sosyal paylaşım butonlarının sadece 14.078 kez tıklandığını gösterdi. Bu, %0.21’lik bir kullanım oranına denk geliyor; yani her 476 ziyaretçiden sadece 1’i bu butonları kullanıyor. En dikkat çekici detay ise, bu özelliğin, kullanıcılar tarafından hiç talep edilmemiş olması ve geri plan listesinde beklemiş olmasıydı. Kullanıcı testlerinde ise insanlar doğrudan linkleri kopyalayıp yapıştırıyordu.
- Moovweb Analizi: Moovweb, 61 milyon mobil oturumu analiz ettiğinde benzer sonuçlara ulaştı. Mobil kullanıcıların sadece %0.2’si sosyal paylaşım özellikleriyle etkileşimde bulundu. Ziyaretçilerin reklam tıklama olasılığı ise sosyal paylaşım butonlarına tıklama olasılığının tam on iki katıydı.
- Luke Wroblewski’nin Verileri: Etkileşim tasarımcısı ve yazar Luke Wroblewski, okuyucularından topladığı verilerle 18 milyon sayfa görüntülemesinde ortalama %0.25’lik bir kullanım oranı tespit etti. Farklı kuruluşlar ve farklı hedef kitlelere rağmen, rakamlar tutarlı bir tablo çiziyor.
Kullanıcılar Neler Yapıyor? ‘Karanlık Sosyal’in Yükselişi
Araştırmalar, kullanıcıların sosyal paylaşım butonlarını kullanmak yerine başka yöntemlere başvurduğunu gösteriyor. Çoğu kişi, URL’leri doğrudan kopyalayıp yapıştırıyor veya tarayıcılarında bulunan paylaşım özelliklerini kullanıyor. The Atlantic’ten Alexis Madrigal, 2012 yılında derginin web trafiğinin büyük bir kısmının Google Analytics’te ‘doğrudan’ olarak görünmesinin nedenini inceledi. Bu ziyaretçiler, URL’leri yazmıyor veya yer işaretlerini kullanmıyordu; bunun yerine, bir metin sohbetine, e-posta zincirine veya Slack kanalına yapıştırılan bağlantılara tıklıyorlardı. Bu fenomen, ‘karanlık sosyal’ olarak adlandırılıyor ve web sitesi sahiplerinin trafikteki gerçek kaynağı görmesini zorlaştırıyor.
Ankur Sethi’nin kendi web sitesindeki deneyimi de bu bulguları destekliyor; ‘Doğrudan/hiçbiri’ trafiği, en önemli yönlendiren kaynak olarak öne çıkıyor. Bu veriler, web sitesi geliştiricileri ve içerik editörleri için sosyal paylaşım stratejilerini yeniden gözden geçirme gerekliliğini ortaya koyuyor.

